Hicazkâr Ne Demek? TDK Tanımı ve Derinlikli İncelemesi Hicazkâr Nedir? Anlamı ve Kökeni Türk müziği, her biri kendine özgü tınılar ve melodiler barındıran birçok makamla doludur. Bu makamların bazen ruh halimize dokunduğunu hissederiz. Bunlardan biri de “Hicazkâr” makamıdır. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde “Hicazkâr” kelimesi, özellikle müzikle ilişkilendirilen bir terim olarak karşımıza çıkar. Peki, Hicazkâr ne demek? Hicazkâr, Hicaz makamından türetilmiş bir tür müzik terimidir ve genellikle duygusal derinliği, melankolik yapısı ile bilinir. Hicazkâr, Arap müziğindeki Hicaz makamına dayanan bir müzikal yapıdır. Hicaz, köken olarak Arap müziğiyle ilişkilidir ve bir tür melankolik, duygusal yoğunluk barındırır. Ancak Hicazkâr, bu duygusal yapıyı…
Yorum BırakYazar: admin
Kelimenin İzinde: Halk Eğitimde Öğretmen Olmak Üzerine Edebi Bir Yolculuk Bir cümlenin, bir hikâyenin ya da bir dizenin dünyayı değiştirebileceğine inananlar için öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, bir dönüştürme eylemidir. Özellikle Halk Eğitim Merkezleri, bu eylemin en saf, en insani biçimidir. Çünkü burada, yaşama yeniden yön vermek isteyen yetişkinlerin, hayata geç kalmış hislerle yeniden “öğrenme” yolculuğuna çıkanların kalplerine dokunulur. Peki, bir edebiyatçının gözünden bakarsak, Halk Eğitimde öğretmen olmak için ne yapmalı? sorusunun ardında nasıl bir anlam katmanı gizlidir? Bir Hikâyenin Kahramanı Olmak: Halk Eğitimde Öğretmenlik Her romanın bir kahramanı vardır. Bu kahraman bazen Don Kişot gibi ideallerin peşindedir, bazen de…
Yorum BırakSakıncalı Haram Nedir? Geleceğe Dair Etik ve Vicdan Üzerine Bir Beyin Fırtınası Bazı kavramlar vardır ki, sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirecek kadar güçlüdür. “Sakıncalı haram” tam da bu türden bir kavram. Duyduğunda insanın aklında soru işaretleri oluşturur: “Yani bir şey hem haram hem de sakıncalı mı, farkı ne?” diye düşünürüz. İşte tam burada, bu yazı bir tartışma davetidir. Gelin, geleceğin teknolojik, sosyal ve manevi dünyasında ‘sakıncalı haram’ kavramının nereye evrilebileceğini birlikte hayal edelim. Özetle: Sakıncalı haram, yalnızca dinî bir yasak değil; bireyin, toplumun ve geleceğin iyiliğini tehdit eden, potansiyel zararlarıyla genişleyen bir etik alarmdır. Belki de geleceğin en büyük…
Yorum BırakNe Yapmak Aldatmaya Girer? Aşkın Sınırlarında Komik Bir Keşif Turu İlişkilerde en çok tartışılan konulardan biri: “Ne yapmak aldatmaya girer?” Biri için bir kahve içmek “masum bir sohbet” olabilirken, diğeri için aynı hareket “ihanetin fragmanı”dır. Bu yazıda konuyu ciddiye almadan, ama tamamen hafife de almadan, mizahın ışığında çözmeye çalışacağız. Hazırsanız, aldatmanın gri alanlarında eğlenceli bir gezintiye çıkıyoruz! — “Aldatma” Kelimesi Neden Herkeste Farklı Anlamlara Gelir? Çünkü hepimiz farklı bakış açılarına sahibiz. Erkekler genelde “çözüm odaklıdır” ve “Aldatma varsa fiziksel bir temas olmalı” diye düşünür. Kadınlar ise “ilişki odaklıdır” ve “Duygusal bağ kurulduysa bu iş bitmiştir” der. Sonuç? Aynı olay, biri…
Yorum BırakGüngören Belediye mi? Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog olarak şehirleri incelerken, yalnızca binaları, yolları ya da belediye hizmetlerini değil; insan ilişkilerinin dokusunu, sembollerin taşıdığı anlamları ve toplumsal ritüellerin kimlik inşasındaki rolünü de göz önünde bulundururum. “Güngören Belediye mi?” sorusu, yüzeyde bir idari kurum sorgusu gibi görünse de, aslında çok daha derin bir kültürel çözümlemeyi davet eder. Bu yazı, Güngören’i bir mekân değil; yaşayan, nefes alan bir kültürel organizma olarak ele alıyor. Güngören’in Sosyal Dokusu: Topluluk ve Kimlik Güngören, İstanbul’un çok katmanlı yapısı içinde, göçmen toplulukların bir araya geldiği, farklı kimliklerin yan yana var olduğu bir alan olarak dikkat çeker. Bu…
Yorum BırakGüneş Pili Nedir, Nerelerde Kullanılır? — Enerjinin Siyaseti Üzerine Bir Düşünce Denemesi Giriş: Gücün Kaynağını Yeniden Düşünmek Bir siyaset bilimci için “güç” kavramı, yalnızca devletin ya da kurumların elindeki otoriteyle sınırlı değildir. Güç, aynı zamanda üretim araçlarını, kaynakları ve bilgiyi kimlerin kontrol ettiğini de anlatır. Bu bağlamda “güneş pili” dediğimiz şey, yalnızca teknolojik bir buluş değil; iktidarın yeniden dağılımını temsil eden politik bir simgedir. Güneş pilleri, enerjinin merkezden bireye doğru kayışının en somut örneğidir. Yani bir anlamda, çatısına panel kuran her vatandaş, kendi küçük enerji cumhuriyetini ilan eder. Peki, bu dönüşüm toplumsal düzeni nasıl etkiler? Güneş Pili Nedir? Bilimsel Tanımdan…
Yorum Bırak“Kaplamak nasıl yazılır TDK?” – Sert Bir Gerçek, Yumuşamayan Bir “P” Bazı kelimeler vardır, masum görünür ama gün gelir dilin sinir uçlarına dokunur. “Kaplamak nasıl yazılır TDK?” sorusu tam da böyle bir turnusol kâğıdı: doğru bildiğini sananları, ezbere güvenenleri ve dildeki ses olaylarını birbirine düşürür. Ben de açık konuşayım: Bu tartışmada tarafım belli — “kaplamak”, p ile ve bitişik yazılır. Nokta. Şimdi gelin, bu netliği neden savunduğumu, nerede karıştırıldığını ve bu küçük kelimenin neden bu kadar büyük bir sınav hâline geldiğini masaya yatıralım. Doğru yazım: kaplamak (TDK). “kablamak”, “kapla mak” ve “kap lamak” yanlış. Neden Bu Kadar Tartışılıyor? — Yumuşama…
Yorum BırakArtık Sevmeyeceğim Söz Müzik Kime Ait? Öğrenmenin Duygusal Dönüşümüne Pedagojik Bir Bakış Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: insan yalnızca bilgiyle değil, duygularla da öğrenir. “Artık Sevmeyeceğim” gibi bir şarkı, ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de, aslında öğrenme psikolojisinin en derin katmanlarına dokunan bir anlatıdır. Çünkü her “artık sevmeyeceğim” cümlesi, duygusal bir deneyimden çıkarılan bir sonuçtur; yani bir öğrenme ürünüdür. Bu yazıda, “Artık Sevmeyeceğim söz müzik kime ait?” sorusunun ötesine geçip, eserin pedagojik anlamda bize neler öğretebileceğini bilişsel, duygusal ve toplumsal öğrenme kuramlarıyla inceleyeceğiz. Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Duygudan Bilince Öğrenme, sadece akademik süreçlerle sınırlı değildir; insan duyguları…
Yorum BırakKanım Kaynadı: Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Bağlamında Bir İnceleme Merhaba sevgili okurlar, Bugün “Kanım kaynadı” deyimini ele alıyoruz. Bu deyim, hepimizin hayatında bir şekilde yer etmiş ve sıklıkla duyduğumuz, fakat derin anlamları üzerine çok fazla düşünmediğimiz bir ifadedir. “Kanım kaynadı”, bir tür öfke, hırs veya güçlü bir tepkiyi ifade eder. Ancak, bu deyimi sadece bir duygusal tepki olarak görmek yerine, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında nasıl daha derin bir anlam taşıdığını incelemek istiyorum. Duyguların ne kadar önemli olduğunu kabul ederken, bu duyguları nasıl yönettiğimizin de toplumsal düzeyde büyük etkiler yarattığını unutmamalıyız. Hadi gelin, birlikte bu deyimin…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve 20266 Yılı Yevmiyesi Üzerine Pedagojik Bir Bakış Bir eğitimci olarak, her sabah sınıfa adım attığımda bana en çok ilham veren şey, öğrenmenin insan hayatını dönüştürme gücüdür. Bilgi yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir yolculuktur; bu yolculukta her birey kendi anlamını, yönünü ve değerini yeniden inşa eder. Peki, bu öğrenme yolculuğu 20266 yılında nasıl bir biçim alacak? “20266 yılı yevmiye ne kadar?” sorusu kulağa ekonomik bir soru gibi gelse de, aslında çok daha derin pedagojik ve toplumsal bir anlam taşır: Bilginin, emeğin ve öğrenmenin değeri gelecekte nasıl ölçülecek? Yevmiye Kavramı ve Öğrenmenin Ekonomik Boyutu Yevmiye, bir…
Yorum Bırak