Perde Hangi Anlamda Kullanılmıştır? – Birçok Yüzüyle Perde
“Perde” kelimesi, dırdırla sıkça karşılaştığımız, düşündüğümüzde aklımıza birçok şeyin geldiği, belki de her zaman bildiğimiz bir kavram. Ancak, “Perde hangi anlamda kullanılmıştır?” sorusunu sormak, aslında her şeyin daha derin bir anlam taşıyıp taşımadığını sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. Yani, kelimenin sadece fiziksel anlamını kabul etmek yeterli mi? Bunu konuşmaya değer buluyorum, çünkü “perde” kelimesi, sadece sahneye koymak ya da bir şeyi örtmekle sınırlı değil. Hayatımızda perde, bazen bize çok şey söylüyor, bazen de biz ondan kaçıyoruz.
1. Perde’nin Temel Anlamı: Gizlemek ve Örtmek
Perde dediğimizde, genellikle aklımıza ilk gelen şey bir sahne perdesi ya da pencere perdesi oluyor. Yani, fiziksel anlamda bir şeyleri örtme, gizleme işlevi görüyor. Sinemada, tiyatroda, hatta evde bir pencereyi kapatırken, perde bu tür işlevlerle karşımıza çıkıyor. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir şey var: Perde, esasen gizlemeyi ifade eder. Evet, perdeler açıldığında sahneye dair bir şeyler görmeye başlarız, ama öncesinde bize ne olduğunu gösteren hiçbir şey yoktur.
Peki, buradaki soru şu: Gerçekten perdeyi sadece bir şeyleri saklamak için mi kullanıyoruz? Ya da belki de sakladığımız şeylere ulaşmak için daha fazla çaba mı sarf etmeliyiz? Çünkü bazen, perdenin ardında sakladığımız şeyler sadece bize değil, başkalarına da zarar verebilir. Mesela, bir insanın hayatındaki gizli meseleleri, çıkar ilişkilerini ya da sırlarını saklamak da perdeyi bir şekilde kullanmak olur. Bu, biraz da her şeyin göründüğü kadar masum olmadığına dair bir hatırlatmadır. Kısacası, perde bize neyi gösteriyor, neyi saklıyor? İşte bu soruya derinlemesine inmek gerekiyor.
2. Perde’nin Toplumsal Yansıması: Sosyal Maskeler ve İki Yüzlülük
Perdeyi, daha sembolik anlamda ele alırsak, toplumsal hayatta da ciddi bir işlevi olduğunu görürüz. İster sosyal medya, ister günlük yaşam olsun, hepimizin bir şekilde “perde” kullanma ihtiyacı duyduğuna şahit oluyoruz. Dışarıda en “güleryüzlü” insan olabiliriz, ama o gülümseme, bir şekilde “perde”nin arkasında gizlenen başka bir gerçeği saklıyordur.
Düşünsenize, sosyal medyada saatlerce paylaşımlar yaparken bir şekilde kendinizi en mutlu ve en ideal insan olarak tanıtmaya çalışıyorsunuz. Oysa ki, gerçek hayatta yaşadığınız birçok karmaşayı, içsel mücadeleyi ya da sırları kimseyle paylaşmak istemiyorsunuz. İşte, bu da perdeyi toplumsal anlamda kullanmanın bir örneğidir: “Beni görüyorsunuz, ama gerçekte kim olduğumu göremiyorsunuz.”
Sosyal medyada kendini “perfect life” ya da “happy-go-lucky” (mutlu ve kaygısız) tarzı sergileyen biri ile gerçek yaşamda tanıştığınızda, o kişiyle tanıştığınızı birkaç saniye sonra unutabilirsiniz. Çünkü onlar, perdenin ardında başka bir hikayeyi yaşarlar. Bu, belki de modern hayatın belki de en büyük çelişkisi: Herkesin kendini bir şekilde sakladığı, başka bir gerçekliği yaşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Yani, sosyal medyanın etkisiyle “perde” kelimesi toplumsal düzeyde daha da fazla yer kaplıyor.
3. Perde’nin Zayıf Yönleri: Gerçekler Karanlıkta mı Kalmalı?
Bütün bu perde kullanımı, başlangıçta bize cazip gelebilir; ama burada büyük bir sorun var. Perdeyi ne kadar çok kullanırsak, gerçekleri o kadar çok gizleriz. Bu da hayatı olduğu gibi görebilmek ve insanları olduğu gibi tanıyabilmek için gereken cesaretten uzaklaşmamıza yol açar. “Perde”nin ardında saklanan şeylerin, ne kadar sağlıklı olduğunu sorgulamak gerekiyor.
Perdeyi her zaman gizlemek amacıyla kullanmamız, aslında dünyayı olduğu gibi görmekten bizi uzaklaştırıyor. Hadi dürüst olalım: Kimse, sorunları ya da zorlukları başkalarına göstermek istemez. Ama bu, bizlerin aslında birbirimize ne kadar uzaklaştığımızı gösteriyor. Gerçekler, perdenin arkasında bekledikçe karanlıkta kalıyor ve biz de o karanlıkta kayboluyoruz.
4. Perde’nin Gücü: Sahneye Çıkmak
Öte yandan, perdeyi “açmak” her zaman çok büyük bir güçtür. Sinema, tiyatro gibi sanatlardan örnek vermek gerekirse, perde açıldığında, bir dünya ortaya çıkar. Bir oyun, bir film başlar ve bizler gerçekleri görmeye başlarız. Perdenin ardındaki hikaye, aslında bir tür aydınlanmadır.
Birçok insan, perdeleri açma cesaretine sahip değildir. Onlar, gerçeğin ışığına değil, hep karanlığa doğru giderler. Fakat bazıları, perdeleri açıp dünyayı olduğu gibi görmek isterler. Bu, insanın içindeki özgürlüğün, cesaretin ve değişimin bir simgesidir. Eğer hayatınızdaki tüm “perdeleri” açarsanız, neyle karşılaşacağınızdan emin olmasanız da, belki de sonunda özgürleşirsiniz.
5. Sonuç: Perdeyi Kaldırmak İçin Cesarete İhtiyacımız Var
Perde, her anlamda karşımıza çıkabiliyor. Hem fiziksel olarak bir şeyleri gizlemek için kullanabiliyoruz, hem de toplumsal hayatın içinde sürekli olarak maskeler takabiliyoruz. Ama ne zaman ki o maskeleri ve perdeleri kaldırma cesaretini gösteririz, işte o zaman gerçekten özgürleşiriz.
Peki, bu kadar çok perde varken, bizler ne yapıyoruz? Hala neyi gizlemeye çalışıyoruz? Bu soruları kendimize sormak, belki de içinde bulunduğumuz toplumu anlamamıza yardımcı olur. Çünkü bazen perdeyi sadece örtmek için kullanmak, bizi gerçeklikten uzaklaştırır.
Sonuçta, perde bir anlamda bizlerin korkularını, sırlıklarını ve “gizliliğimizi” koruyan bir araç olabilir. Ama bir gün, o perdenin ötesine geçebilecek cesarete sahip olduğumuzda, belki de gerçekten dünyayı daha iyi anlayacağız.