Keşmir Şivacılığı Nedir? Önce Bir Kahve Alalım
İzmir’in o güzel sabahlarından birindeyim. Sahilde yürüyüş yapıyorum, kahvemi elimde sallıyorum ve kendi kendime soruyorum: “Keşmir Şivacılığı nedir acaba?” Hayatın bu kadar ciddi olduğu bir evrende, bir de bunu düşünmek insanı hem gülümsetiyor hem de hafiften kafa karıştırıyor. Ama işte ben böyleyim; arkadaş ortamında şamata üstüne şamata, içimdeyse bir sürü sorular, kafa karışıklıkları ve varoluşsal sorgularla geziyorum.
Gündelik Hayatta Keşmir Şivacılığı
Düşünsene, markette sıradayım. Önümdeki teyze domatesleri inceliyor, arkamda biri “Abi hadi çabuk olsun” diye mırıldanıyor. Ve ben kendi kendime diyorum: “Keşmir Şivacılığı nedir ve neden herkes bunu bilmek zorunda değil?” Çünkü, bir bakıma, Şivacılık da tıpkı o domatesler gibi; bazıları olgun, bazıları tam kavranamamış ama hepsi kendi içinde değerli.
Arkadaşlarıma anlatırken kafaları karışıyor tabii. “Yani sen diyorsun ki Keşmir’de bir çeşit düşünce, bir çeşit yaşam tarzı, bir çeşit… hmm… spiritüel kahve mi var?” diyorlar. İşte tam o anda, içimdeki espri makinesi devreye giriyor: “Evet, spiritüel kahve var ama yanına simit de lazım, yoksa enerji eksik kalır.”
Kendinle Dalga Geçmek: Şivacılık ve Ben
Şimdi buraya gelirken aklıma bir fikir geldi: Keşmir Şivacılığı nedir sorusunu bir yandan anlatırken bir yandan kendimle dalga geçeceğim. Çünkü hayatta bazen ciddi olmak zorunda değilsin.
Mesela, geçen gün kafenin birinde oturuyordum. Yan masadaki çocuk laptopuna bakarak mırıldanıyor: “Şivacılık… Şivacılık…” Dedim ki: “Oğlum, sen bunu araştırıyorsun, ben kahve içiyorum; aramızda dev bir felsefi uçurum var.” İç sesim hemen devreye girdi: “Evet, bu uçurumda kaybolmak çok kolay, dikkat et.”
Keşmir Şivacılığı aslında bir yaşam felsefesi. Kendini ve evreni anlamaya çalışmak, küçük detaylarda büyük anlamlar bulmak. Yani, sen sıradan bir insan gibi markette sıra beklerken, ben orada domateslerin bana ne anlattığını anlamaya çalışıyorum. Bu tamamen Şivacılığın büyüsü.
Keşmir Şivacılığı ve Mizah
Biliyor musunuz, Şivacılık ciddi felsefi bir alan ama benim gibi biri anlatınca komik hâle gelebiliyor. Mesela arkadaşım bana “Sen bunu neden bu kadar eğlenceli anlatıyorsun?” dedi. Dedim ki: “Çünkü hayatta zaten yeterince stres var, biraz gülmek şart.”
Bir gün kendi kendime denedim: “Keşmir Şivacılığı nedir?” ve cevapladım: “Bir anlamda, hayatın ortasında kahve molası vermek, sıradan görünen her şeyi farklı gözle görmek ve evet, bazen kendinle dalga geçmek.” Sonra bir bakıyorum, kedi önümde oturuyor, bana bakıyor, sanki diyor: “Abi sen de fazla kafa yoruyorsun, gel biraz patini göster.”
Gündelik Diyaloglarla Keşmir Şivacılığı
Ben: “Keşmir Şivacılığı nedir biliyor musun?”
Arkadaş: “Yani bir çeşit yoga mı?”
Ben: “Hayır, ama eğer yoga domatesleri anlamana yardımcı oluyorsa, neden olmasın?”
Bu kısa diyaloglar hem konuyu hafifletiyor hem de insanların karmaşık felsefi kavramlara aşina olmasını sağlıyor. İnsanlara anlatırken ciddi olmak zorunda değilsiniz; biraz espri, biraz gözlem, biraz da kendinizle dalga geçmek yeterli.
Hayatın İçinde Keşmir Şivacılığı
İzmir’in sıcağında yürürken düşündüm: Keşmir Şivacılığı nedir sorusuna yanıt aramak, aslında kendi iç yolculuğumu keşfetmekle eş değer. Her insan kendi Şivacılığını yaratıyor. Kimisi kahveyle, kimisi kitapla, kimisi ise arkadaşlarıyla. Benim yolum ise espri ve gözlemlerle dolu.
Bir arkadaşım bana dedi ki: “Sen çok fazla düşünüyor musun?”
İç sesim cevap verdi: “Evet, ama düşünmekten de eğlenebiliyorum.”
Sonuç: Şivacılık Bizim İçimizde
Keşmir Şivacılığı nedir sorusunun net bir cevabı yok, ama önemli olan bu yolculuğu yaşamaktan keyif almak. Bazen gülmek, bazen kendi kendine espri yapmak, bazen de sadece bir domatese bakıp derin bir anlam çıkarmak. Bu, işte Şivacılığın büyüsü.
Ve unutmayın, hayat ciddi ama siz öyle olmak zorunda değilsiniz. Kendinizle dalga geçin, çevrenizdeki küçük detayları keşfedin ve bazen bir kahve eşliğinde Keşmir’deki bir düşünce felsefesine yolculuk yapın.
Çünkü Şivacılık, tıpkı İzmir’in güneşi gibi: Hem sıcak hem de göz kamaştırıcı.